Sağlık
Kabakulak Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları Nelerdir? 29.05.2018

Kabakulak Nedir? 

Kabakulak veya epidemik parotit insanlarda oluşan bir viral hastalıktır.

Kabakulak virüsü  Paramyxoviridae familyasının zarflı bir RNA virüsüdür. Aşısının geliştirilmesinden ve uygulanmaya başlanmasından önce dünya çapında yaygın bir çocukluk-dönemi hastalığıydı. Bununla birlikte bu hastalık hâlâ üçüncü dünya ülkelerinde önemli bir sağlık sorunudur.

Tükürük bezlerinin(genelde parotis bezinin) ağrılı bir şekilde şişmesi ve ateş ile belirginleşir. Hastalığın semptomları ağırlaşırsa yani şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, sürekli kusma, devamlı uyku hali ve testislerde ağrı varsa derhal doktora götürülmelidir. Hastalığın semptomları genelde çocuklarda pek ağır değilken, ergen ve yetişkinlerde daha ağırdır. Virüs vücuttaki bez yapılarını tutar, erbezleri gibi ürogenital sistem bezlerini tutması kısırlık (infertilite) veya subfertilite  parotis bezini tutması sağırlığa varan komplikasyonlara sebep olabilir.

Kabakulak Belirtileri Nelerdir?

Yumuşak şiddetli kabakulak herhangi bir belirti göstermeden gerçekleşebilir. Ancak orta ve yüksek şiddetteki kabakulak hastalığı birtakım belirtiler göstermektedir. Bu belirtiler yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, yorgunluk, iştah kaybı ve kulak altında meydana gelen şişliklerdir. Belirtiler genellikle enfeksiyon kaptıktan sonra 16-18 gün içerisinde görülür.



  • Rahatsızlık başlangıcında ortaya çıkan belirtilerdir. Bu belirtilerin içerisine ateşte yükselme, iştah kaybı, baş ağrısı ve mide ağrıları konulabilir. Son 2-3 güne göre vücut sıcaklığında belirli yükselişler meydana gelir. Bu belirtiler hastalığın kuluçka döneminde ve devam eden süreç içerisinde, başlangıç aşaması olarak meydana gelmektedir.


  • Erken belirtiler, kabakulak hastalığına yönelik bir işaret olarak kabul edilse de diğer hastalıkların belirtileri ile karıştırılmaktadır. Örnek olarak baş ağrısı veya mide ağrısı başka bir durumun yan etkisi olarak da meydana gelebilir. Ancak asıl belirtiler, hastalığın gerçekleşmesini kesin bir şekilde dile getiren semptomlardır. Asıl belirtiler, tükürük bezlerinde şişme olarak oluşur. Ayrıca kulak altı bölgede şişlikler meydana gelir. Bu durum klasik bir kabakulak belirtisidir. Şişlikler önce bir kulak altında başlar ve ilerleyen süreçte hızlı bir şekilde diğer tarafta da meydana gelir. 7-10 gün arası meydana gelmektedir. Asitli ve sitrik yiyecekler ve içecekler tüketmek daha da rahatsızlık verici bir durum oluşturabilir.


  • Oluşabilecek diğer belirtiler ise ihtimal dahilindedir. Bu semptomlar arasında testikülar ağrı, mide ağrısı, nöbet oluşması, boğaz bölgesinde sertlik oluşması ve yutkunma zorlukları sayılabilir. Yutkunma zorlukları, şişen tükürük bezlerinden dolayı oluşur.

Risk Faktörleri Nelerdir?

Yaş: Kabakulak hastalığının risk faktörlerinden biri de yaştır. Genellikle ufak yaştaki çocuklara bulaşmaktadır. Risk aralığındaki yaş sınırı 2-12 yaş arasıdır.

Sezon: Belirli hastalıkların salgın halinde yayılması bazı sezonlarda gerçekleşir. Kabakulak için ise bu durum genelde sonbahar ve kış aylarıdır. Özellikle okulların açılması ile rahat bir yayılma ortamı bulan virüs, hızlı bir şekilde bulaşarak salgın haline gelebilir.

Seyahat: Kabakulağın yayılmasını etkileyen risk faktörlerinden birisi de salgın bölgesi sorunudur. Sürekli seyahat eden bir kişinin, kabakulak salgın bölgesine girmesi ile birlikte, hastalığın bulaşma ve vücut içerisinde yayılma ihtimalleri artışa geçer. En yaygın bölgeler ise Afrika, Hindistan ve Güney Asya’dır.

Bağışıklık Sistemi: Kabakulak hastalığının risk faktörleri arasında bağışıklık sistemi de bulunmaktadır. Örnek olarak HIV virüsüne sahip olan kişiler, kanser hastaları veya haftada 2 veya daha fazla kez kemoterapi görerek ağır kimyasalların etkisinin altında olmak bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu gibi durumlarda da kabakulak virüsünün bulaşması ve çoğalarak yayılma hızı artar.

Alınabilecek Önlemler Nelerdir?



  • Oluşan yüksek ateşin normale dönmesi için yatarak dinlenilmesi gerekmektedir.


  • Kabakulak olan kişinin hastalığı başkalarına yayarak bulaştırmaması için izole edilmelidir. Çünkü kabakulak belirtileri gösterilmeye başlanmasını takip eden 1 hafta içerisinde kabakulak virüsü yayılma eğilimi göstermektedir.


  • İbuprofen gibi iltihap önleyici ilaçlar alabilirsiniz. Ayrıca yetişkinlerin de aspirin kullanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak yine de endikasyonları kısmının okunması gerekir. Ergenlik çağındaki çocukların aspirin kullanması grip benzeri yan etkiler yapmaktadır. Bu yüzden çocukların aspirin kullanması sakıncalıdır.


  • Çok fazla çiğneme işlemi gerektiren yiyeceklerin tüketiminden uzak durunuz. Çorba, patates püresi ve diğer yumuşak besinlerin tüketilmesi gerekmektedir.


  • Bol miktarda sıvı tüketimine özen gösteriniz.


  • Devam eden süreç içerisinde özellikle çocuk hastalarda vücut sıcaklığının 39 dereceye çıkması, yeme ve içme zorluklarının yaşanması, kafa karışıklığı ve dalgınlık durumlarının oluşması ve mide ağrılarının oluşması durumlarında derhal bir doktor gözetimi altına alınmalıdır. Aksi takdirde kalıcı hasarlar oluşabilmektedir. Tüm bu durumların önüne geçebilmek adına kabakulak belirtilerini iyi bir şekilde bilmek ve erken bir şekilde gözlem yapılarak hastalığın çabuk teşhis edilmesi gerekmektedir.

Tedavisi



  1. Hastaların kulak altlarında oluşan şişlikler üzerine sıcak kompresler uygulanarak tükürük bezleri ısıtılır ve hastanın rahatlaması sağlanır.


  2. Hastalık virüsünün enfeksiyon etkisini azaltmak için ağız temizliğine ve hijyenine dikkat edilmelidir.


  3. Ağızda oluşabilecek iltihaplanmayı önlemek be virüsün etkisini kırmak için ekşi, sirke vb asit içerikli besinlerden uzak durulmalıdır.


  4. Hasta temiz ve hijyenik bir ortamda dinlendirilmeli,  halsizlik ve yorgunluğun bağışıklık sistemini daha fazla zayıflatılması engellenmelidir.


  5. En yakın sağlık birimine gidilerek  uzman bir doktora görünmeli ve doktorun vereceği ilaçlar zamanında kullanılmalıdır.


  6. Kabakulak orşiti ve kabakulak mump parotiti hastalıkları oluşması durumunda  östrojen, kortizol, immünglobulin hormon desteği ve antibiyotik tedavisine başvurulabilir.

 

Benzer Yazılar