Sağlık
Keratokonus (Kornea İncelmesi) Nedir? 16.05.2018

 

Keratokonus (Kornea İncelmesi) Nedir?

Kornea hastalıklarından biri olan keratokonus, korneanın incelmesi ve sivrilmesiyle oluşmaktadır. Kornea olarak adlandırılan gözün en önünde bulunan saydam tabaka gözün kırpma derecesini belirlemekle birlikte daha net bir görüş sağlamamıza yardımcı olur.
Kadınlarda görülme olasılığı daha yüksek olan keratokonus, kornea dokusunun bozulması olarak nitelendirilebilir. Hafif kubbe şeklinde olan kornea, keratokonus nedeniyle sivrileşerek öne doğru uzar. Korneanın gelen ışınlarını kırma gücünün değişmesine neden olan keratokonus, yüksek dereceli astiğmata ve görme kayıplarına neden olur.

Korneanın dikleşmesi ve kornea tepesinin incelmesi ile ortaya çıkan keratokonus, genellikle 20’li yaşlarda başlayan ve 40’lı yaşlarda durağanlaşan bir kronik kornea hastalığıdır. Kişide görme kayıplarına neden olan bu hastalık, yaşam kalitesini de doğrudan etkilemektedir. okuma, yazma, araba kullanma, televizyon izleme ve bilgisayar başında çalışma gibi faaliyetleri doğrudan etkileyerek kişinin yaşamını sınırlamaktadır.
Genellikle her iki gözde de meydana gelen bir hastalık olan keratokonus, bir gözde diğerinden daha şiddetlidir. Aynı zamanda tek gözde görülmesi de söz konusu olabilir. Ailesinde keratokonus olan kişilerde görülme riski daha fazladır. Genetik özellikliğinin yanı sıra keratokonus hastalarının yakınlarında ve çocuklarında yüksek astigmat görülme riski oldukça yüksektir.

Hastalık nedeniyle sürekli artan düzensiz astigmatın yanı sıra hastada miyopi görülmektir. Genellikle miyopi ve astigmat ile kendini gösteren keratokonus, sürekli göz numarasında değişkliğe neden olarak 40 yaşına kadar artış ve değişkenlik göstermektedir.

Keratonusun oluşma nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik olarak oldukça etkili olduğu bilinmektedir. Ailesinde keratonus bulunan kişilerin çocuklarında yüksek dereceli miyop astigmat ve keratonusa rastlanılmaktadır. Bu nedenle ailesinde keratonusun hastası olan kişilerin çocuklarını düzenli olarak göz muayenesine götürmeleri ve göz sağlıklarını ihmal etmemeleri önerilmektedir.

Genetik etkilerin yanı sıra alerjik bünyeye sahip olan kişilerin alerji nedeniyle sürekli olarak gözlerini kaşımaları keratokonus riskini arttırmaktadır. Alerjinin yanı sıra alışkanlık ve farklı nedenlere bağlı olarak gözlerin sürekli olarak kaşınması ve ovalanması keratonokus riskini arttırmaktadır.  Keratokonosa neden olan bir diğer faktör ise sert kontakt lens kullanımıdır. Genetik faktörlerin yanı sıra sürekli olaraka gözü kaşıma ve sert kontakt lens kullanımı gibi faktörler de keratokonosa riskini arttıran başlıca faktörlerdendir.
Keratokonus hastalığında erken teşhis ve tedavi büyük önem taşımaktadır. Hastalığın ileriki zamanlarda ciddi görme kaybına yol açmasını önlemek ve hastalık nedeniyle meydana gelebilecek sorunları engellemek adına erken teşhis ve tedavi oldukça önemlidir.

Keratokonus Belirtileri Nelerdir?

Neredeyse her 2 bin kişiden birinde görülen Keratokonus, Türkiye gibi sıcak ve alerjinin yaygın olduğu ülkelerde bu oranın çok daha yüksek olduğunu söyleyerek keratokonusun belli başlı özelliklerini şöyle sıraladı: “Keratokonus özellikle Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde yaygındır. Başlangıç evresinde keratokonusun görme üzerine olumsuz etkisi yoktur. Keratokonuslu hastalarda önce kontrast duyarlılıkları bozulur. Her rengi aynı canlılıkta görme gibi yakınmalar ortaya çıkar. Özellikle gece görmede sorunlar yaşanabilir.

Keratokonus ilerlemeye başladıkça çoğu hasta araba kullanırken uzaktaki cisimleri net seçemediğini, televizyon seyrederken alt yazıları görememeye başladıklarını fark eder. Bazen hastalar göz kapaklarının üstüne dokunup baskı yaptıklarında ya da göz kapaklarını yana doğru çektiklerinde görmelerinin düzeldiğini, daha net görebildiklerini ifade ederler. Aslında bu ilerleyen keratokonus vakalarının çoğunda rastlanan bir bulgudur. Ancak bu geçici bir düzelmedir. Bu şekilde görmeyi sürdürmek mümkün değildir. Keratokonusun ilerlemesine bağlı olarak hastaların görme oranı azalır.

Görmenin yüzde 95 kaybı anlamına gelen bu durumda, hastalar için bir iki metre ötesini görmek imkânsızlaşır. Bu çoğu kişinin anladığı anlamda körlük olmasa bile legal körlük denilen görmenin ileri derecede düştüğü seviyedir. Risk grubuna giren kişiler takip süreci içinde gözlerini asla kaşımamalıdır. Hastalığın genetik temellerinde kornea ile ilgili yapısal bir değişiklik yarattığı için gözleri kaşımak, ovuşturmak, sert baskı yapmak hastalığın ilerlemesine, erken ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu yüzden bu risk grubundaki kişilere ve hastalara gözlerini ovuşturmamaları, kaşımamaları önerilir.

Kornea İncelmesi Kimlerde Görülür? 

Bu hastalık genetik olarak geçiş yapma özelliğine sahiptir ve bu hastaların yakınlarında da genel olarak aynı hastalık veya astigmatizma görülür. Kornea incelmesi hastalarında, sürekli olarak artan düzensiz olan astigmatizma ve miyopi vardır, iki taraflı da tutulumlar olabilir. Hastaların bu durumda en büyük şikayetleri de sık sık gözlük değiştirmek zorunda olmalarıdır çünkü gözlükler kısa süre içerisinde yetersiz kalır. Bu hastalık bazı özel hastalıklar ve göz rahatsızlıklarının sonucunda ortaya çıkabileceği gibi, uygun olmayan gözlere Excimer Laser ameliyatı yapıldığı zaman da yan etki olarak ortaya çıkabilir. 

Bu hastalığın belirtileri genel olarak ergenlik çağında ortaya çıkmasından dolayı, çocuk yaştaki insanların tanısı konulması oldukça zordur, bunun için çok ayrıntılı muayenelere gerek duyulur. çoğu hasta kendisinde sadece miyop ve astigmat hastalıkları olduğunu düşünmektedir. Bu hastalık 20-40 yaşları arasında çok daha hızlı bir şekilde ilerler. Bu dönem içerisinde hastanın gözlük numaraları sık sık değişmek zorunda kalabilir. Bir de hastanın uğradığı her göz uzmanı farklı bir göz numarası verebileceği için, hasta gözlüğüne rağmen net göremeyebilir.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hastalığın erken dönemlerinde özel sert kontakt lensler kullanılır. Ancak kontakt lensler hastalığın ilerlemesini durduramazlar. Bu lensler kornea merkezinin bombeliğini, dolayısıyla astigmatı düzeltir ve net görüş sağlayarak görme arttırılabilir. Ancak, hastalık ilerledikçe bunlar da yetersiz kalır ve görme giderek azalır. Bir başka alternatif tedavi Intra Korneal Ring (INTACS) denilen, kornea tabakası içine bir halka yerleştirmek şeklindedir. İlerlemeyi kısmen önleyici olabilir. Başka bir alternatif tedavi kornea nakli ameliyatıdır. Kornea nakli ameliyatı, kornea bağışlarının yetersiz aynı zamanda pahalı olması ve üstelik vücudun % 15–20 oranında dokuyu reddetme olasılığı olması nedeniyle son aşamada tercih edilen bir tedavidir. Ancak son yıllarda etkinliği kabul gören bir tedavi olan; Corneal Cross Linking uygulamasıyla hastalığın ilerlemesi durdurulabilmektedir.

Corneal Cross Lınkıng (CCL) Tedavisi Nedir?

Yaşımız ilerledikçe korneal kollajen kalınlaşır ve sertleşir. 40 lı yaşlardan sonra sağlıklı kişilerde keratokonus bulgularında ilerleme olmaması bu nedenledir. Benzer bir durum şeker hastalarında (Diabetes Mellitus’da) görülür. Genç diabetli hastalarda bu nedenle keratokonus bulgularında ilerleme olmaz. Corneal Cross Linking tedavi fikri buradan doğmuştur. Korneal kollajenin direnci arttırılırsa korneanın dayanaklılığı arttırılır ve keratokonusun ilerlemesi durdurulabilir. Ultraviyole A ve damla formunda riboflavin kullanılarak kornea kollajen lifler arasındaki bağların arttırılması ve korneanın daha dirençli hale gelmesi sağlanır. Bu tedavinin amacı ilerlemekte olan keratokonus hastalığını durdurmak, kırma kusurunu azaltarak görme kalitesini arttırmak ve kornea nakli (keratoplasti) gereksinimini ortadan kaldırmaktır.

Tedavi Öncesi Yapılan Tetkik ve Muayeneler:

 



  • Gözlüksüz ve gözlüklü görme düzeyi


  • Damlalı ve damlasız kırma (refraksiyon) kusuru


  • Kornea topografisi (korneanın ön yüzeyinin haritası)


  • Kornea kalınlığı


  • Endotel hücre sayımı


  • Fundus (göz dibi) muayenesi

 

Ccl Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bu tedavinin uygulanabilmesi için hastalığın ilerleyici olduğunun tespit edilmesi önemlidir. Yapılan ayrıntılı tetkikler sonucunda hastalığın ilerleyici olduğu ortaya konur ardından uygun olan hastalara tedavi uygulanır.

Riboflavin (B2 Vitamini) Damlatılması :

 



  • İşlem öncesi topikal anestezik damla ile göz uyuşturulur.


  • Topikal anestezik damla sonrasında künt bir spatül ile kornea epiteli mekanik olarak kaldırılır.


  • Riboflavin solüsyonu epiteli kaldırılmış kornea üzerine 5 dakika ara ile 2’şer damla 30 dakika boyunca damlatılır.

 

Uv Işığın Uygulanışı :

 



  • 30 dakika sonrasında hasta biomikroskopa oturtulur.


  • Ön kamarada riboflavin floresansı görüldükten sonra 370 nm UV kornea yüzeyinden 4–5 cm uzaklıkta yaklaşık 7 mm'lik bir alanda 30 dakika uygulanır.


  • UV tatbiki sırasında her 5 dakikada bir 2’şer damla Riboflavin damlatılır.


  • İşlem sonrasında göze bandaj takılır, göz kapatılmaz.


  • Kornea epitelinin kendini yenileme özelliği olduğundan operasyon sırasında kazınan epitelyum yaklaşık 3 gün sonra tamamen iyileşir. Bu süre zarfında hastalar bir miktar ağrı, batma ve yanma hissi duyabilir. Tedavi sonrasında damlalar 1 ay süreyle kullanılır.

 

Benzer Yazılar